ŞUAN İPİN UCU PUŞTUN ELİNDE

Televizyon izlemeyi pek sevmem aslında… Geçen gün misafirlikteyken “Bir Cihan Fatihi Mehmet” az sonra… diye bir ses duydum. Tabii “bir cihan Fatihi Mehmet” deyince dikkatimi çekti.

Reklamı ve ismi her ne kadar dikkatimi çekse de diziyi izlemedim. Saatler ilerleyince eve geçtim. Hemen başladım bu diziyle ilgili bazı araştırmalar yapmaya…

Senaristi kim, yazarı, çizeri, yönetmeni vs. vs. kim? Hepsini teeek tek araştırdım. Malum ortalık bozuk her film izlenmiyor. Bir de gördüm ki, bu dizinin senaristi, hatırlarsınız belki; gezi Vandalizm’inde hepimizi derinden yaralayan “zulüm 1453’te başladı” diye bir duvar yazısı vardı. Günlerce konuştuk, tartıştık bu cümleyi…

Bu dizinin senaristi olan zatta bu yazıyı yazanlarla yani gezi parkı çapulcularıyla yan yana çekilmiş boy boy resimleri elime geçince asıl gayenin Fatih’i anlatmak olmadığını anladım. Yani amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek.

Şimdi bu diziyi izleyen karşı mahallenin “Aydın gençliği” bir süre sonra muhtemelen şöyle yorumlar yapacaklar; “ama Fatih kardeşini boğazlattı, kardeş katili, iktidarı için masum insanların canını aldı…” gibi bazı eften püften şeyler konuşmaya başlayacaklar.

Kardeş katli konusunda ne diyor tarih profesörü, Türk Tarih Kurumu “Şeref Üyeleri” arasında yer alan İlber Ortaylı hocamız;

“Kardeş katli hükümdarların keyfine ve karakterine bağlı bir olay değildir. Yapılması gereken bir müessesedir. Osmanlı hükümdarının kardeşi sizin kardeşiniz gibi değildir. Kardeşinizle miras kavgasına tutuşmanız ayıp olabilir, kardeşinizi haksız yere dövmeniz gaddarlık olabilir ama Osmanlı hükümdarının kardeş sevgisi ve toleransı sınırlı olmak zorunda. Çünkü memleketin veraset kurumları ve iktidar anlayışı bugünkü gibi oturmamıştı."

Bayram değil seyran değil sözü var ya, şimdi bu TV kanalı durup dururken niye böyle bir dizi yayınlama ihtiyacı hissetmiş olabilir ki diye düşünmekten de kendimi alıkoyamadım.

Acaba dedim yeni patronlarına şirin gözükme çabası mı? Diye de düşünmedim değil hani…Adam 28 Şubat sürecinde mazbut kesime bir silah gibi kullandığı ne varsa hepsini tek etek elden çıkartmaya başladı.

Neyse konumuz bu değil bugün…

Tabii yakın tarihte “muhteşem yüzyıl” isimli dizi tecrübesi de olunca işin rengi de değişti yani. Nihayetinde bu tayfa, “Muhteşem yüzyıl” adlı dizide “ömrü at üzerinde seferden sefere gitmekle geçen Kanuni Sultan Süleyman’ı” hareminden çıkmayan, kendi sapık hayal dünyalarını Kanuni üzerinden bu halka senelerce pornografik sahnelerle servis edenlerdir bunlar.

Konuyu daha iyi anlayabilmeniz için sizlere bir de bugün bir fıkra hazırladım. Gelin bu fıkrayla mesajımızı da ilgili yerlere ulaştıralım isterseniz!

Yozgat diyarının bir köyünde bir Cami’nin imamı yaşlandığı için artık Sureleri, rükûu-secdeyi birbirine karıştırmaya başlamış.
Ettehiyyatü’ye oturuyor, gerekli gereksiz sehiv secdesi yapıyormuş.
         Köylüler “Emektar hocadır” diye ses etmiyor muş. İmam efendi de farkındadır her rüknü karıştırdığını… cuma günü Cuma namazı için hutbe okuyacağı gün bir arkadaşından yardım ister.

Aralarındaki anlaşmaya göre, hoca hutbede yanlış yaptığı zaman, ahbabı halıların altından geçirerek, hutbeye kadar götürüp hocanın ayağına bağladığı ipi çekecektir. Hoca da hata yaptığını anlayıp, vaziyeti düzeltecektir.
         Bu hesap akıllarına yatmıştır. Ahbabı, her Cuma gelip minberin hemen yanındaki ipin başına oturuyor, o yeri kimseye de vermiyor.

Hoca da çıkıp hutbeyi okumaya başlıyor. Arada bir yaptığı hataları da ahbabın yardımıyla düzeltiyormuş.
         Ama o gün durumun farkına varmış olan müptezelin birisi, vaziyeti fark edip, hocanın ahbabından önce gelip, ipin başına oturmuş.

Ahbap bakmış, yer elden gitmiş. Camide yer için kavga edilmez ya. İçinden;

“– Hocaya bugün Allah yardım etsin” diyerek, geçmiş bir kenara oturmuş.

Hoca başlamış hutbe okumaya. İpin ucunda başka birinin olduğundan da haberi yok. O da ne? Ağzını açar açmaz ip çekilmiş.

Söylediğini değil, söyleyeceğini düzeltmeye başlamış yaşlı imam. Biraz sonra ikinci cümle. Yine ip çekilmiş. Yine bir iki kendince düzeltmiş. Üçüncü cümle, yine ip çekilmiş, yine sözü değiştirmiş. İpin başındaki adam işin gırgırında tabii. İmam ne dese ipi çekiyor.

İmam efendi, en iyi bildiği yerlerde bile ipin çekildiğini fark edince, şöyle bir başını ipin ucuna doğru çevirmiş. Ne görsün, ipin ucunda arkadaşı değil başka biri var.

Bakmış olacak gibi değil, söylene söylene minberden inmeye başlamış. Cemaat de merakından sormuş;

“- Ne oldu hocam? Niye bitiremedin hutbeyi deyince hoca efendi cevaben demiş ki:
“ – İpin ucu puştun eline geçti. Benden bu kadar…” diye cevap vermiş.

Evet ipin ucu toplum nezdinde saygınlığını yitirmiş, artık toplumda hiçbir karşılığı olmayan kimselerin eline geçmiş, şimdi Kanuni’den sonra sırada Fatih Sultan Mehmet han hazretlerini karalamak ve lekelemek var.

“Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorunda kalırlar.” Afrika Atasözü tam da bugün bizim bu konudaki acziyetimizi tarif edecek bir niteliktedir.

Bize düşen bugün TRT 1 kanalında her Çarşamba akşamı yayınlanan “Diriliş Ertuğrul” ve Perşembe akşamları yayınlanan “Mehmetçik Kut'ül-Amare” isimli dizileri ve filmleri izlemek ve ailemize de izlemelerini tavsiye etmektir.

Pekâlâ bu yerli ve milli dizilerimizi izlemezsek ne olur? Bir süre sonra bu diziler rağbet görmediği için yayından kaldırılacak ve meydan böyle tarihimize “Fransız kalan” tarihi yanlış anlatanlara kalacaktır.

Kalın sağlıcakla…

. ·

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.