BİR 28 ŞUBAT HİKÂYESİ

Sene 1997…

Kısmet imam hatipli genç bir kız çocuğudur… Yorucu bir günün ardından eve gelmiştir… Yemekler yenir, herkes odasına geçer… Kısmet de her akşam yaptığı gibi yemeğini yedikten sonra televizyon odasının yanındaki çalışma odasına geçmiştir ders çalışmak için…

Haberler başlıyor… Spiker “bir son dakika haberi” diyerek başlamıştır haber sunmaya…”Acaba ne olmuş” diye kulak kabartmıştır, Kısmet spikerin sözlerine… Spikerin söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştır. Derken bir kelime dikkatini çeker… DARBE…

“Acaba DARBE nedir?” diye düşünürken babasına sormak gelir aklına! Babasına sorunca “DARBE nedir babacığım?” diye, babası sükûnet içerisinde darbeyi anlatmaya başlar kısmete…

“Darbe” der babası “Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya anti demokratik yollardan yararlanarak hükümeti düşürme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi değiştirme işi” diye tarif eder. Yaşının da küçük olması sebebiyle pek de bir şey anlamamıştır bu tanımdan kısmet…

Babasının DARBE’Yİ tarifinden hiçbir şey anlamayan kısmet, belki de darbenin ne demek olduğunu yaşayarak öğrenecektir, bundan sonraki hayatında...

Kısmet Anadolu imam-hatip lisesi 10.sınıfta okumaktadır. Koridordan bir ses “milli güvenlik hocası geliyor, herkes başını açsın…” Kısmet bu uyarıya aldırış etmez, çünkü dersi Kur’an-ı Kerimdir.

Hoca derse gelir. Defteri yazar. Tam Kur’an-ı kerim okumaya başlayacakları sırada sınıfın kapısı birden açılır…

Gelen Milli Güvenlik dersine giren asker üniformalı bir subaydır. Sert bir ses tonuyla sınıfa hitaben “siz niye başınızdaki bez parçalarını çıkartmıyorsunuz?” der. Kısmet bu hakaret içeren bu sözü duyunca dayanamaz ve biranda yerinden kalkar ve “bu başımızdaki “namus nedir?”bilmeyen için bir bez parçasıdır evet, ama namusun ne olduğunu bilen için, namussuzlara karşı bir kalkandır, bir perdedir bu gördüğün ve aşağıladığın bez parçası. İşte bunu ancak namussuzlar anlayamaz” deyince biran buz gibi bir hava eser sınıfta.

Komutan biranda neye uğradığını şaşırır… Komutan soluğu müdürün odasında almıştır… Müdür bey ilk önce şok olur “ne oluyor komutanım?” diyecek olur ancak, komutan sinirlidir. Müdürün daha fazla konuşmasına imkân tanımadan askerine emir verircesine konuşmaya başlar;

“O kız hakkında derhal disiplin işlemini başlatın ve atın o kızı bu okuldan…”

Çaresizdir müdür bey… Eli mahkûm yapmak zorundadır denilenleri… Belki içinde fırtınalar kopar “ lanet olsun bu düzene …” diyecek olur ama diyemez, yutkunur.

Kısmeti çağırır. Ardından ailesini… Apar topar disiplin işlemleri başlatılır. Kısmetle birlikte sınıfta başını açmayan ve açmamak için direnen tüm kız öğrencilerin tasdiknameleri verilir…

Eğitim hakkı elinden alınan kısmet okuyabilseydi belki doktor olacak, hasta olan anne ve babası gibi insanları tedavi edecekti… Her gece bunun hayaliyle uyuyordu kısmet...

Hayalleri elinden alınmıştı… Geleceği çalınmıştı… Geleceği karartılmıştı… Kısmet şimdi anlamıştı DARBE’NİN ne demek olduğunu… Hem de yaşayarak anlamıştı…

Ülkemizde kısmet gibi milyonlarca genç var bu şekilde hakkı yenilen, okuma hakkı gasp edilen, hayalleri çalınan, geleceği karartılan…

İşte bin yıl sürecek denilen bu post modern darbe elhamdülillah çok kısa sürdü… Ancak o dönem 15 yaşında olan genç neslin hafızalarından bu darbe asla silinmeyecektir!

Çünkü o dönem bu gençlerin hayalleri vardı çalındı, geleceğe dair umutları vardı karartıldı…

Darbeler dikkat ederseniz bu ülkenin kalkınmasına, ilerlemesine, atılım yapmasına her zaman sekte vurmuş, ülkeyi geri götürmüştür. Halkı ekonomik buhrana sokmuş, ekonomik anlamda atılım yapmamıza engel olmuştur.

 27 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz darbelerinin hiçbiri gerçekleştiği dönem için halk nezdinde itibar görmemiş, hep lanet ile anılmış, dramatik acı olaylarla hafızalara kazınmıştır.

Umarım yediden yetmişe ibret aldığımız günler olur bugünler! Eğer darbelerden payımıza düşen dersleri alamıyorsak, gerekli dersleri çıkartamıyorsak, sadece bugünleri yıldönümlerinde lanetlemekle yetiniyorsak, işte o zaman gerçekten işimiz çok zor demektir.

Darbelerle alakalı olarak Mehmet Akif Ersoy’un şu dizeleri son derece anlamlıdır;

          “Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
            Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere!”

         Rabbim bir daha böylesine acı dolu günleri bu necip millete bir daha yaşatmasın inşallah!

Kalın sağlıcakla…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.