ŞEHİT OĞLU OLMAK…

Kolay değildir asker oğlu olmak… Her an, evinin kapısı acı acı çalabilir korkusu içerisinde girersin her gece yatağına… Çoğu kez hayallerin süsler rüyalarını… Rüyalarında kötü insanların elinden kurtaran güçlü kuvvetli adamdır baban… Bu duygu ve hayallerle dalarsın uykuya…

Ve gün doğar… Evin kapısı çalar… Zannedersin ki kapıyı çalan baban… Kapıyı açınca karşında belki hayatında ilk kez gördüğün bir kalabalık insan topluluğu… Kelimeler boğazında düğümlenir hiçbir şey soramazsın karşında duran o kalabalığa… Bir an “babam nerede?” diyecek gibi olursun, sesin boğazında düğümlenir. Annen “kim o gelen yavrum?” diye sorar cevap veremezsin… Sadece ağzından “anne…” sözü ve ardından annenin ayak sesleri ve acı çığlığıdır duyduğun…

İşte belki hayatının geri kalan kısmında unutamayacağın bir sözdür duydukların. Belki de hayat boyu en nefret edeceğin bir sözdür artık bu söz…

Bir gün sonra babanın albayrağa sarılı tabutta naaş’ı gelir musallaya… Namaz için insanlar bekleşirken, sen de çocuksun ya akranlarınla yakalamacılık oynarsın babanın tabutunun başında… O an musallada duran tabuta gözün ilişir ve gururla akranlarına dersin ki “işte bakın bu benim babam…”

“Annen ağlıyor çocuğum, git sarıl annene” dediklerinde “anne babam ne zaman gelecek?” der, acılarını bilmeden de olsa katlarsın… Çünkü sen daha babana doyamamışsındır… Daha o an özlemeye başlamışsın babanı…

Baban gözünde tütüyordur. Hayallerini kuruyorsun belki ama bu senin babanı albayrağa sarılı tabut içinde son görüşündür. Belki bir daha babanı göremeyeceksin. Ta ki cennette buluşana dek…

Çünkü sen tam da babana en çok ihtiyaç duyduğun bir yaştasın. Çünkü sen sokağa çıktığında, arkadaşının yanında babasını görünce derin duygular yaşayacak ve annene dönüp “benim babam ne zaman gelecek anne?” diye soracaksın belki de...

O an unutmuşsundur babanın şehit olduğunu … Ne bileyim belki de kabullenemiyorsundur babanın sana doyamadan senin ona doyamadan birden gidişine… Yaşın her ne kadar 10 olsa da 15 olsa da… Zordur babasızlığa alışmak…

Belki de yaşıtların, sen üzülmeyesin diye senin yanında babalarına “baba” diyemeyecekler bir daha… Belki babaları çocuklarının elini tutamayacak senin yanında… Belki çocuklarının saçlarını okşayamayacak senin yanında…

Çocuğum!

Soruyorum sana, o günden sonra arkadaşların babalarına “baba” diyebildiler mi senin yanında?

“Babacığım!” diyerek boyunlarına sarıldılar mı senin yanında?

Babaları, “oğlum, aslanım…” diyerek çocuklarını sevebildiler mi senin yanında?

Çoğu geceler annen üzülmesin diye yastığına akıtmışsındır gözyaşlarını… Sabah “annem gözyaşlarımı görüp de üzülmesin” diye, gözyaşlarını kuruttuktan sonra kalkmışsındır yatağından…

Okula giderken “baba bana harçlık verir misin?” diyeceğin, belki de “bu da ney baba?” diyerek harçlığının azlığından sitem edeceğin, bir baban yok artık…

Akşamları başını okşayan, seni “paşam, aslan parçası…” diye sevecek, seninle güreşecek bir baban yok artık… Belki de hiç akşam olmasını istemezsin artık… Çünkü akşam olunca bir hüzün kaplar evin içini… Kıyametler kopar içinde ama çoğu kez kimse anlamasın diye içine akıtırsın gözyaşlarını…

Hatırlarsın… Babanla geçen bir geceni… Seninle güreştiği o geceyi… Seni tuş edecekken sen üzülme diye sana yenilen babanın o an ki numaradan üzüntülü halini…

Hatırlarsın… O gece seni kucağına alıp yatağına götürdüğünü saatlerce sana hikâye okuduğu o geceyi hatırlarsın…

O geceyi unutamazsın belki de… Hani bir seferinde baban gidiyordu da sen peşinden “baba ne zaman geleceksin?” diye sormuştun… “İşim biter bitmez hemen geleceğim aslanım” demişti de baban, sen de“Allah’ım, babamın işi ne olur çabuk bitsin, çabuk gelsin” diye dua etmiştin…

Babanı yolcu ettiğin o gece ilk defa içini bu kadar hüzün kaplamış ilk defa babasız uyumuştun o gece…

Artık hayatının geri kalan kısmında da yatağına babasız olarak girecek, babasız sabahlayacaksın. Sana “aslan parçası” diyecek bir baban yok artık hayatında…

Siz, yetimlik nedir bilir misiniz? Siz, 10 yaşında, 15 yaşında hayatının baharında, bir evladın babaya en çok ihtiyaç duyduğu bir yaşta babasız kalması nedir bilir misiniz?

Ey şehit oğlu!

Senin babanın verdiği mücadeleyi çocuklarımıza anlatamazsak yazıklar olsun bize!

Senin babanı şehit eden haçlılardan, Siyonistlerden babanın intikamını alamazsak yazıklar olsun bize!

Ey şehit oğlu eğer babanın kanını yerde bırakırsak yazıklar olsun bize!

Kin yutup kan kusturamazsak yazıklar olsun bize…

Bu yazı hayatımda yazdığım en zor yazım oldu belkide… Bir şehit evladının duygularını, iç dünyasını yansıtmaya çalıştım, sürçü lisan ettiysem affola…

Kalın sağlıcakla…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.