GERÇEKTEN “VEKİL, ASİL GİBİDİR” Mİ ACABA?

Bugün kamuda 657 sayılı Devlet memurları kanunun 86.’ncı maddesine göre asil bir görevlinin yerine görevlendirilen binlerce Vekil imam-hatip ve vekil müezzin var.

Aslında işsiz bir genç için bir tesellidir vekil görev veya fahri görev. Her görev alanın kulağına “sabret yakında size kadro verilecek” tatlı yalanı söylenir ki görevini bir aşkla şevkle yapsın diye. Günler geçer, haftalar geçer, yıllar geçer ama kanun bir türlü meclisten geçmez. Tam kanun çıkacakken seçim kararı alınır. Ve hayaller bir daha ki bahara ertelenir.

En azından bu tür kadrolarda istihdam edilirken görev süresi sona eren veya çeşitli nedenlerle görevinden ayrılmak zorunda kalan bu görevliler için çok farklı çözüm yolları geliştirilebilir.

Mesela fahri kur’an kursu öğreticisi olarak görev yapanlar için şöyle bir yol izlenebilir;

Şuan fahri görev yapan veya en az bir dönem görev yapmış görevliler 4/C statüsünde istihdam edilebilir. Yine aranacaksa kpss ve dhbt gibi şartlar aranabilir. Burada da öncelik hafızlara, ardından sırasıyla 4 yıllık üniversite mezunlarına ve önlisans mezunlarına yapılan sınavlarda başarılı olmaları halinde 4/C’li olma yolu açılabilir.

Bu mümkün değilse sürekli fahrilik statüsüyle birlikte sosyal haklarda yapılacak iyileştirmelerle fahri görevlilik daha cazip hale getirilebilir. Ne gibi denilecek olursa mesela maaşlarda asgari ücretin altında olmamak kaydıyla bölgesel şartlarda göz önüne alınarak bu maaşlarda iyileştirmeler yapılabilir. Sosyal haklarda da birtakım iyileştirmeler yapılabilir. Yıllık izinlerinde, hastalık, düğün, cenaze gibi durumlarda izin hakkı tanınabilir.

Denildi ki bu da mümkün değil. O zaman bu görevlilerimiz yapılacak olan sözleşmeli veya kadrolu alımlarda şartları yerine getirmeleri halinde tercih sebebi sayılabilir. Burada da diğer adaylara haksızlık olmaması için bir kontenjan konulabilir. Mesela 3 dönem üst üste fahri görev yapmış olmak, kpss ve dhbt gibi sınavlarının güncel olması, ilahiyat veya önlisans mezunu olmak gibi birtakım şartlarla bu görevlilerimizin, tümünün olmasa bile kısmen kadro sorunları zamanla aşılmış olacaktır. Bu şartlar dönem dönem ihtiyaç halinde esnetilebilir.

Gelelim vekil imam hatip ve vekil müezzin görevlerini yapan görevlilerimizin kadro sorunlarına…

Öncelikle “El-vekil-ü ke’l-asil” diyerek başlamak gerekiyor söze. Çünkü bu görevlilerimiz asil görevlilerin yerlerine vekil olarak görevlendirilmişlerdir. Pekâlâ, kadrolu görevli görevine dönünce ne oluyor biliyor musunuz? İsterseniz bu soruyu bir Nasreddin Hoca fıkrasıyla anlatayım sizlere…

Nasrettin Hoca bir gün eşekten düşmüş. Hocanın başına insanlar toplanmış. Hocaya demişler ki;
-“Hocam bir doktor çağıralım mı?”

Hoca ise: “Yok yok, benim halimden doktor değil, eşekten düşen anlar. Siz bana eşekten düşen birisini getirin, eşekten düşenin halinden eşekten düşen anlar” demiş.

Yani bu kardeşlerimizi belki en iyi ben anlarım.

Diyelim ki Size 5 yıllık vekil imam-hatiplik veya müezzinlik görevi veriliyor. Buraya kadar her şey normal. Sonra bu kardeşlerimiz tam cemaate veya göreve ısınıyor “pat”  yerine görev yaptığı görevli çeşitli nedenlerle görevine geri dönüyor. Ardından bu kardeşimizin lojmanı boşaltması ve yeni görev bulması gerekiyor. Lojmanı boşaltacak ama eşyaları nereye götürecek? Vekil görev bulabilecek mi? Burası da kocaman bir soru işareti.

Bir de bu kardeşlerimiz evliyse ve çocukları da bölgedeki okula kayıtlıysa işte o zaman bu kardeşimiz için çetin bir imtihan başlıyor. Asil görevli dönüp imzayı attığı andan itibaren maaş da kesiliyor. Ne yapacak imam veya müezzin kardeşimiz?

Âcizane bazı önerilerim var. Gelin bir göz atalım bu önerilerimize…

Bu kardeşlerimiz için yine fahrilerde olduğu gibi 4/C statüsü getirilebilir. Bunun için de bazı şartlar aranır, mesela kpss ve dhbt şartıyla birlikte hafız olma şartı, ardından ilahiyat fakültesi mezunu olma, sonra önlisans ve imam hatip lisesi mezunu olma diye belli başlı şartlar aranabilir. En az 2 yıl görev yapma şartı gibi şartlar aranabilir. Bu şartlar dönem dönem esnetilebilir.

Bu mümkün değil deniliyorsa süreli vekillik, 2 yıl veya daha fazla süre vekil imamlık-vekil müezzinlik yapanlar arasından şartları oluşturanlar daimi vekilliğe geçirilebilir.

Hadi dedik ki bu da mümkün değil. O zaman şöyle bir önerim var, bu kardeşlerimiz yapılan alımlarda tercih sebebi olabilir. Alımlarda şartları taşıdıkları takdirde belli bir kontenjan ayrılarak yapılan sınavda başarılı olanlar kadrolu veya sözleşmeli imam hatip olarak atanabilir.

Denilebilir ki en az bir yıl veya daha fazla vekil imam-hatiplik yapanlar arasından; hafız olanlar, ilahiyat mezunları ve önlisans mezunları arasından yapılacak alımlar için tahsis edilen kadronun 3/1 oranında tercih edilebilirler. Bu şartlar dönem dönem ihtiyaç halinde esnetilebilir.

Bugün ev geçindirme derdinde olup kamuda taşeron işçi statüsünde çalışan, vekil imamlık veya vekil müezzinlik ile fahri Kur’an kursu öğreticiliği yapan yüz binlerce gencimiz var.

Bir de iş-kur imamlarımız var. Geçici cami görevlisi olarak göreve başlatılan 4 bin 995 kişi İŞ-KUR’a bağlı olarak “Toplum Yararına Hizmet Programı”na kaydırılmış ve resmiyette “temizlik işçisi” olarak istihdam edilen bu kardeşlerimiz de bugün kadro için beklemektedirler.

Ne yazık ki her seçim döneminde sözleşmelilere kadro verilecek, yok vekillere kadro geliyor, yok efendim fahrilere kadro geliyor, bu da tutmazsa yüz binlerce taşeron işçiye kadro geliyor gibi mahalle dedikoducularının işgüzarlığıyla bu kitleye umut veriliyor. Ancak ortada ne kadro var ne de ele avuca gelecek doğru düzgün bir çalışma var!

Daha geçtiğimiz yıllarda denilmiyor muydu “ilk göreve atanan imam-hatip ve diğer din görevlileri stajyer olarak atanacaklar.” Diye? Şimdi bu saatten sonra bu gençleri staj yapmış sayıp, kamudaki din görevlisi açığını bu gençler arasından yapılacak sınavla belirleyip, başarılı olanların atamalarını yapmaktır.

Umut ediyoruz birileri bu sese kulak verir de bu kardeşlerimizi sevindirecek çalışmalar en kısa sürede yapılır.

Kalın sağlıcakla…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.